SAĞLIK
Bel fıtığı hayatı durdurmak zorunda mı?
Sabah yataktan kalkarken o bildik sızıyla tanışan herkez aslında bir şeylerin ters gittiğini anlıyor. Önce hafif bir tutulma sanıyoruz, geçer diyoruz ama bazen o ağrı bacağa doğru inatla yayılıyor. Bel fıtığı (lomber herni) dediğimiz şey aslında omurlar arasındaki o yumuşak disklerin yerinden oynamasıyla başlıyor çoğu zaman ağrılar. Modern hayatın bize hediyesi mi yoksa hareketsizliğin bedeli mi, orası biraz karışık.
Geceleri Uykuyu Bölen O Yanma: Reflü Kabusu mu?
Göğsün tam ortasında başlayan o tuhaf sıcaklık bazen gününüzü mahveder. Çoğumuzun "mide asiti" deyip geçtiği bu durum aslında vücudun bir imdat çağrısı olabilir. Yediklerimiz mi suçlu yoksa hayatın hızı mı, kestirmek güç. Birçok insan bu yanmayla yaşamaya alışmış durumda.
Bahar Gelirken Kabusa Dönüşen Hapşırıklar
Pencereyi açtığınız an o tatlı bahar havası içeri doluyor. Ama bir saniye sonra burun kaşınmaya başlıyor. Allergic rhinitis (alerjik rinit) dediğimiz o can sıkıcı durum kapıyı çalıyor. Acaba bu sefer geçen senekinden daha mı sert geçecek diye düşünmeden edemiyor insan. Kimileri için sadece bir burun çekme meselesi bu. Ancak yaşayan biliyor o bitmek bilmeyen geniz akıntısını.
Aynadaki Davetsiz Misafir: Akne Vulgaris ile Yaşamak
Her sabah banyoda aynaya baktığımızda o küçük, kırmızı şişliği görmek keyfimizi kaçırmaya yetiyor. Akne vulgaris (sivilce hastalığı) aslında sadece ergenlik dönemine mahsus bir sorun değil. Çoğu kişi bunun bir gün kendiliğinden geçeceğini sanıyor. Ancak durum bazen karmaşıklaşabiliyor. Acaba neden bazı ciltler daha çok tepki veriyor?
Modern Zamanın Görünmez Yükü: Bir Garip Hüzün
Sokaktaki kalabalığa bakınca herkesin hayatı yolunda gibi duruyor. Aslında durum pek de öyle değil sanki. İçerde bir yerlerde sönmeyen bir yorgunluk hissi var. Birçok kişi bu durumu sadece "can sıkıntısı" sanıyor. Oysa uzmanlar meselenin çok daha derin olduğunu söylüyor. Sonbahar aylarında bu hislerin yoğunlaştığı bilinen bir gerçek.
Okul Saatleri Çocukları Neden Hasta Ediyor Biyolojik Gerçekler
Çocuğunuz tembel mi yoksa sadece uykusuz mu? Beynin öğrenilenleri hafızaya kaydetmesi için ihtiyaç duyduğu REM uykusu bölündüğünde akademik başarı neden imkansız hale gelir? Detaylar videomuzda.
İçimizdeki Bitmeyen Ses: Anksiyete
Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan o tanımsız karın ağrısı aslında çok tanıdık. Birçoğumuz için sadece heyecan olan şey, kimileri için hayatı dar eden bir sarmala dönüşüyor. Sürekli kötü birşey olacakmış hissiyle yaşamak, yani o meşhur yaygın anksiyete bozukluğu (evham hali) modern zamanın görünmez salgını gibi.
Dizlerdeki O Ses Aslında Ne Söylüyor?
Sabah yataktan kalkarken o ilk adım... Çoğumuzun bildiği o hafif gıcırtı ya da diz kapaklarındaki o tuhaf sızlama. Eskiler kireçlenme deyip geçerdi ama mesele sadece yaş almakla ilgili değil sanki. Modern zamanın getirdiği hareketsizlik mi yoksa genler mi suçlu, insan bazen gerçekten merak ediyor.
Tartıda Gördüğümüz Rakam Her Şey mi?
Sabahları o cam yüzeye basarken kalbimiz neden küt küt atıyor? Çoğumuzun korkulu rüyası haline gelen tartı aslında bize sadece bir sayı söylüyor. Ama o sayının arkasında kocaman bir hikaye var. Son dönemde sokakta, otobüste ya da aynada kendimize bakarken bir şeylerin değiştiğini fark ediyoruz sanırım. Kilo almak sadece kıyafetlerin dar gelmesi değil.
Midenizdeki O Sessiz Yangın: Gastrit
Sabahları uyandığınızda karnınızın tam üstünde o nahoş baskıyı hissettiğiniz oldu mu? Çoğu kişi bunu geçici bir açlık sanıyor. Oysa durum çok daha derin. Midenin o hassas iç dokusu, bazen sessiz sedasız alarm verir.
Baştaki o Sızı: Migrenle Yaşamak
Zonklayan bir ağrı şakaklarınızda aniden beliriyor. Birçok kişi için sıradan bir baş ağrısı gibi başlasa da, migren aslında çok daha karmaşık bir tablo. Sadece başınızın ağrıması değil mesele. Mideniz bulanıyor, elleriniz buz kesiyor.
Göğüste o daralma hissi: Astımla yaşamak
Bazen sabahları uyanınca hava sanki odaya sığmıyor gibi gelir. O meşhur hırıltı, göğüste bir ağırlık... Acaba bugün nasıl geçecek diye düşünmeden edemiyor insan. Astım aslında sadece bir öksürük meselesi değil, doğrudan hayatın ritmiyle alakalı bir durum. Özellikle şehir hayatının o gri havası birleşince işler biraz daha karışıyor sanki.
Yorgunluğun Gizli Sebebi: Demiriniz mi Azalıyor?
Sabahları yataktan kalkmak bazen dünyanın en ağır işi haline gelebiliyor. Kahve içiyorsunuz, erken uyuyorsunuz ama o omuzlardaki ağırlık bir türlü gitmiyor. Acaba sadece iş stresi mi yoksa vücut bir şeyler mi anlatmaya çalışıyor? Sonbahar aylarında bu şikayetler genelde artış gösterir. Çevremizdeki insanların yarısından fazlası, belki de yüzde 30'u farkında olmadan bu sorunla yaşıyor.Aslında mesele sadece uykusuzluk değil. Kan değerlerindeki düşüş, yani Anemi (kansızlık), yavaş yavaş sinsice ilerliyor. Merdiven çıkarken nefes nefese kalmak veya tırnakların sürekli kırılması ilk sinyaller olabilir. Bazen aynaya baktığınızda yüzünüzün solgunluğu dikkatinizi çeker. Garip. İnsan bazen nedenini bulamadığı bir huzursuzluk hisseder içinde.
Kapıdaki Davetsiz Misafir Nezle
Dışarıda rüzgar sertleşince o tanıdık sızı yine kapıyı çalıyor. Burnunuzda bir kaşıntı, boğazda hafif yanma derken bir bakmışsınız mendiller havada uçuşuyor. Acaba bu seferki ne kadar sürecek diye düşünmeden edemiyor insan. Sonbahar aylarında özellikle akşam saatleri hava değişince vücut hemen tepki veriyor. Aslında nezle (rhinitis) dediğimiz şey, vücudun o küçük virüslere karşı verdiği bir savunma savaşı.
Şehirde Grip Alarmı: Herkes Aynı Soruyu Soruyor
Sokakta kime baksanız elinde bir mendil, gözler kan çanağı. Kasım ortasından beri süregelen o tuhaf halsizlik sanki şehrin üzerine bir bulut gibi çöktü. İnsan acaba ben de mi olacağım diye düşünmeden edemiyor bu aralar. Sabah sağlam kalkıp öğlene doğru kemikleri sızlayanların sayısı hiç de az değil.
Sessizce İlerleyen Tehlike: Şeker Hastalığı Kapımızı mı Çalıyor?
Yorgunluk, ağız kuruluğu ve bitmek bilmeyen bir susuzluk hissi. Çoğumuzun günlük koşturmacada üzerinde durmadığı bu küçük işaretler, aslında vucut içindeki büyük bir karmaşanın habercisi olabilir. Modern dünyanın getirdiği hareketsiz yaşam, ne yazık ki Tip 2 diyabet (şeker hastalığı) vakalarını her geçen gün artırıyor. Bahar aylarında yapılan son taramalara göre, toplumun neredeyse yüzde 14'ü bu riskle burun buruna yaşıyor. Ama garip bir şekilde, yarısından fazlası durumun farkında bile değil.
Sessizce İlerleyen Tehlike: Tansiyonun Şakası Yok
Doktorlar her defasında uyarıyor ama biz kulak arkası ediyoruz. Belki de başımız ağrıdığında geçer diyoruz. Oysa vücudumuzda sessiz bir fırtına kopuyor olabilir. Hipertansiyon (yüksek tansiyon) denen bu durum, çoğu zaman hiçbir belirti vermeden damarlarımızda geziniyor. Sessizce.














