Gizemli Bir Tanı: Toliner Sendromu Nedir ve Tıbbi Gelişmeler Neyi İşaret Ediyor?

SAĞLIK

Son dönemde adı geçen ve kamuoyunda Toliner Sendromu olarak bilinen tıbbi durum, uzmanlar tarafından incelendiğinde doğrudan bu isimle bir sendroma rastlanmamaktadır. Tıp literatüründeki akademik ve klinik kaynaklar detaylıca tarandığında, bahsedilen belirti ve bulguların sıklıkla May-Thurner Sendromu (MTS) (İliak Ven Kompresyon Sendromu) ile büyük bir benzerlik taşıdığı anlaşılmaktadır. MTS, anatomik bir sıkışma durumu olup, sol ana iliak toplardamarın (Vena İliaca Communis Sinistra) hemen üzerindeki sağ ana iliak atardamar (Arteria İliaca Communis Dextra) tarafından baskılanması sonucu ortaya çıkar.

 Gizemli Bir Tanı: Toliner Sendromu Nedir ve Tıbbi Gelişmeler Neyi İşaret Ediyor?

Getty Images

Son dönemde adı geçen ve kamuoyunda Toliner Sendromu olarak bilinen tıbbi durum, uzmanlar tarafından incelendiğinde doğrudan bu isimle bir sendroma rastlanmamaktadır. Tıp literatüründeki akademik ve klinik kaynaklar detaylıca tarandığında, bahsedilen belirti ve bulguların sıklıkla May-Thurner Sendromu (MTS) (İliak Ven Kompresyon Sendromu) ile büyük bir benzerlik taşıdığı anlaşılmaktadır. MTS, anatomik bir sıkışma durumu olup, sol ana iliak toplardamarın (Vena İliaca Communis Sinistra) hemen üzerindeki sağ ana iliak atardamar (Arteria İliaca Communis Dextra) tarafından baskılanması sonucu ortaya çıkar.

Tarihsel Çerçevede May-Thurner Sendromu'nun Gelişimi

Toliner Sendromu belirtilerini merak edenlerin aslında May-Thurner Sendromu'nu (MTS) araştırmaları gerekmektedir. MTS'nin tarihsel gelişimi oldukça ilginçtir. Bu durumun anatomik bir varyasyon olduğu ilk kez 1851 yılında ünlü patolog Rudolf Virchow tarafından gözlemlenmiştir; hatta kendisi, sol tarafta derin ven trombozunun (DVT – toplardamarda pıhtı oluşumu) sağa oranla çok daha sık görüldüğünü tespit etmiştir. Ardından, 1908'de McMurrich konjenital (doğuştan gelen) yapışıklıklar sonucu oluştuğu fikrini ortaya atmıştır.

Ancak sendromun patofizyolojik (hastalığın oluş mekanizması) tarifi ve anatomik detaylandırması, 1956 yılında May ve Turner adlı hekimler tarafından yapılmıştır. Bu yüzden bu durum, tıp dünyasında May-Thurner Sendromu adıyla anılmaktadır. Tarih boyunca farklı isimlerle anılan birçok sendrom olduğu gibi, bu durumun halk arasında veya yerel kaynaklarda farklı bir telaffuzla anılmış olması, yani "Toliner" adının buradan gelmesi olasıdır.

May-Thurner Sendromu: Doğrulanmış Tıbbi Bilgiler Işığında

Haber metinlerinde adı geçen ancak tıbbi literatürde Toliner Sendromu olarak geçmeyen bu durumun doğrusu olan MTS, genellikle 20 ila 40 yaş arasındaki genç kadınlarda daha yaygın görülmektedir. Hastalık, damar iç yüzeyinde oluşan harabiyet ve darlık nedeniyle oldukça yavaş ilerleyebilir; dolayısıyla başlangıçta belirtiler silik olabilir.

Kesinleşen Klinik Bulgular ve Risk Faktörleri

Belirtiler: En yaygın şikayet sol bacakta şişme (ödem) ve ağrıdır. Bu şişlik genellikle ayakta durmakla veya günün ilerleyen saatlerinde artar. Hastalar bacakta ağırlık, dolgunluk hissi ve zamanla varisler (toplardamar genişlemesi) gözlemleyebilirler. İlerleyen vakalarda ciltte kahverengi renk değişiklikleri (hiperpigmentasyon) ve hatta venöz ülserler (toplardamar yetmezliğine bağlı yaralar) gelişebilir.

En Ciddi Risk: En kritik durum, sol bacakta akut derin ven trombozu (DVT) gelişmesidir. DVT, acil tıbbi müdahale gerektiren bir durumdur çünkü pıhtının koparak akciğere gitme (pulmoner emboli) riski taşır. May-Thurner Sendromu neden olur sorusunun cevabı, temeldeki anatomik sıkışmadır.

Tanı Yöntemi: MTS’nin belirlenmesi kolay olmakla birlikte, akla gelmediği için teşhisi zorlaşabilir. Tanı için ilk aşama genellikle karın Doppler ultrasonografisi (ses dalgaları ile damarları inceleyen görüntüleme) olup, kesin tanı ve tedavi planlaması için sıklıkla venografi (kontrast madde ile damar görüntüleme) veya tomografi/MR anjiyografi gibi ileri yöntemler kullanılır. Toliner Sendromu tedavisi için aranan en güncel yöntemler de bu tanıdan sonra belirlenir.

Tedavide Son Gelişmeler ve Tedavi Yaklaşımları

MTS tedavisinde amaç, hastanın yakınmalarını azaltmak ve özellikle DVT oluşumunu önlemektir. Eski yıllarda uygulanan cerrahi ameliyatlar artık büyük ölçüde terk edilmiştir. May-Thurner Sendromu'nda güncel tedavi yaklaşımı, minimal invaziv (küçük kesi veya deliklerle yapılan) yöntemlere odaklanmıştır.

Günümüzde en etkin ve güncel tedavi yöntemi, sıkışmış olan damar bölgesine balon anjiyoplasti (balonla damarı genişletme) uygulanması ve ardından damarı açık tutmak için bir venöz stent (metal kafes) yerleştirilmesidir. Sadece balon uygulaması genellikle yetersiz kalır. Bu stent implantasyonu ile daralmış toplardamar açık tutularak normal kan akışı sağlanır ve böylece pıhtı oluşumu engellenir.

Haber Ajanslarından Duyurular

Konuyla ilgili klinik araştırmalar ve yeni tedavi protokolleri, ulusal ve uluslararası kongrelerde düzenli olarak sunulmaktadır. Özellikle damar cerrahisi (vasküler cerrahi) uzmanları, endovasküler (damar içinden yapılan) girişimlerdeki başarı oranlarını artırmak için yeni stent teknolojileri ve uzun dönem hasta sonuçları üzerinde çalışmaya devam ediyorlar. Gelişmeleri medihaber.com'u takip ve sosyal medya hesaplarını takip ederek güncel bilgilere ulaşabilirsiniz.

Son yıllarda artan farkındalık sayesinde, özellikle genç kadınlarda sol bacak şişliği şikayeti ile başvuran hastalarda, bu durumun daha erken akla gelmesi ve doğru teşhis konulması oranında belirgin bir yükseliş gözlenmektedir. Bu, özellikle DVT gibi hayatı tehdit edebilecek bir komplikasyonun önüne geçilmesi açısından büyük bir kazanımdır. Erken tanı sayesinde hastaların yaşam kalitesi ciddi biçimde iyileştirilmektedir; May-Thurner Sendromu ameliyatsız tedavi seçenekleri de bu yönde gelişiyor.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.