Yoğun Bakımların % 25-30'u yanlış kullanılıyor

Kış aylarında yoğun bakım yatağı ihtiyacı krize dönüyor. Bazen bir yandan 112 Acil Çağrı Merkezi yoğun bakım yatağı ararken, diğer yandan ailelere “Siz de bakın” deniyor.

Yoğun Bakımların % 25-30'u yanlış kullanılıyor

 Hastalar acillerde, sedyelerde açılacak yoğun bakım yatağı bekliyor. Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Cinel, yoğun bakım yataklarının yüzde 25-30’unun yanlış kullanıldığını söylüyor. Türkiye’de 10 bin nüfus başına 4.5 tane yoğun bakım yatağı düşüyor.

Aslında bu rakam kötü değil. Ancak bilhassa kış aylarında ve büyük kentlerde ciddi yoğun bakım yatağı sıkıntısı çekiliyor. Çünkü ağır geçirilen enfeksiyonlar, çoklu organ yetmezliklerinin gelişmesi, yangınlar, karbonmonoksit zehirlenmeleri, büyük ameliyatların sayısı ve acillere başvuru artıyor. Diğer yandan ömür uzadı ve yaşlı sayımız artıyor. Dolayısıyla kronik hastalıkları olanların sayısı da sürekli yükseliyor. Ancak tüm bu faktörlere yoğun bakım yataklarının “akılcı” kullanılmaması da eklenince gerçek ihtiyacı olan hastalar sıkıntı yaşıyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre bakanlık hastanelerinde toplam 14 bin 996, üniversite hastanelerinde 5 bin 865, özel hastanelerde ise 15 bin 379 yoğun bakım yatağı var. Toplam 36 bin 240 yoğun bakım yatağının 22 bin 728’i erişkin, 1526’sı çocuk, 11 bin 986’sı ise yenidoğan yoğun bakımlarında. Türkiye’de ortalama 10 bin kişiye 4.5, İstanbul’da 4.6 yatak düşüyor. Bazı kentlerde bu oran daha da iyi durumda. Buna rağmen hem erişkin hem de çocuk yoğun bakımlarında yaşanan yatak sorunu, başka sorunlar bulunduğunu işaret ediyor.

ARTIŞ GÖRÜLEN HASTALIKLAR



Yoğun bakım yataklarının sayısı sürekli artırılsa da yetmiyor. Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Cinel “Özellikle kış aylarında yoğun bakım yatağı ihtiyacımız had safhaya çıkıyor” diyor. Yoğun bakım yataklarının “akılcı” kullanılması gerektiğini belirten Prof. Dr. İsmail Cinel’in önerileri şöyle: “Kış aylarındaki ihtiyaç artışı bir tesadüf değil. Çünkü KOAH ve kalp yetmezliği hastaları için riskli aylardayız. Sepsis ve bağışıklık sistemi fonksiyon bozukluğu görülme sıklığı da giderek artıyor. Tüm bu hastaların çoğu kez yoğun bakıma yatırılarak tedavi edilmesi gerekiyor. Ayrıca yaşlı nüfusumuz ve (tedavilerde yaşam süresinin uzamasıyla) kanser hastası sayımız da artıyor. Bağışıklık sistemi fonksiyon eksikliğini de daha fazla yaşamaya başladık. Bu gruplar grip vs. enfeksiyonları daha ağır geçiriyor ve yoğun bakım tedavisine ihtiyaç duyuyor. Bunlara organizasyonla ilgili sorunlar da eklenince yatak yetişmiyor. Yoğun bakımlara yatış endikasyonunda (tıbbi gereklilik) sorunlar var. Buralara hasta gelişinin kontrol edilmesi şart. Örneğin entübe (nefes yolu açılması) edilen hasta solunum cihazına bağlanmak yani yoğun bakıma alınmak zorunda. Bu kararı alan hekimlere belli bir formla, ‘neden, niçin entübasyon?’ diye sorulması sistemin düzene girmesi açısından yararlı olur. Acillerde yoğun bakım yatağı açmak asla çözüm değil. Yoğun bakımların seviyeleri yeniden tanımlanmalı, belli sayıda yoğun bakım yatağı olan hastanelerde ara yoğun bakım yatakları da bulunmalı. Palyatif bakım (mevcut hastalıkları nedeni ile tam olarak iyileşemeyen veya yaşam sonunda desteğe ihtiyacı olan hastalara yardım etmek) yatakları olmalı.

Mesude Erşan / Hürriyet 



 




YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER